Yunanca “Nasılsın?” Nasıl Okunur? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her yeni dili öğrenmeye başladığımda, yalnızca kelimeleri değil, insanların birbirleriyle nasıl bağ kurduklarını da keşfederim. “Nasılsın?” gibi basit bir ifade bile bir kültürün sıcaklığını, iletişim biçimini ve toplumsal değerlerini taşır. Yunanca bu sözcüğün okunuşunu öğrenmek, yalnızca bir telaffuz çalışması değil; aynı zamanda yeni bir düşünme biçimine kapı aralamaktır. Yunanca “Nasılsın?” Nasıl Söylenir? Yunanca’da “Nasılsın?” ifadesi “Τι κάνεις;” (Ti kánis?) şeklinde söylenir. Okunuşu ise “ti kánis” (ti kanis) şeklindedir. Bu ifade bire bir anlamıyla “Ne yapıyorsun?” demektir; ancak gündelik konuşmada Türkçedeki “Nasılsın?” karşılığı olarak kullanılır. Yanıt olarak, biri size…
10 Yorumİlginç Anlar Yazılar
Van Gevaş Kaç Tane Köyü Var? Antropolojik Bir Perspektiften İnceleme Kültürlerin Çeşitliliğini Merak Eden Bir Antropoloğun Davetkâr Girişi Bir antropolog olarak, kültürlerin nasıl şekillendiğini, toplulukların birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu ve bu etkileşimlerin toplumsal yapılar üzerinde nasıl derin etkiler yarattığını keşfetmek her zaman ilgi alanım olmuştur. İnsanlar, doğdukları yerin, yaşadıkları çevrenin ve etkileşimde bulundukları toplulukların bir parçası olarak kimliklerini oluştururlar. Bu kimlikler, sadece bireysel anlamda değil, aynı zamanda toplulukların ritüelleri, sembolleri ve günlük yaşam biçimleriyle de şekillenir. Bugün, Van’ın Gevaş ilçesinin köylerine bakarak, bu coğrafyanın sunduğu kültürel çeşitliliği ve bu çeşitliliğin toplumsal yapılar üzerindeki etkisini inceleyeceğiz. Gevaş, Van ilinin batısında yer…
14 YorumKan Bozukluğu Nasıl Anlaşılır? Kan, vücudumuzun temel taşıyıcısıdır; oksijeni, besin maddelerini ve savunma hücrelerini organlarımıza taşır. Peki, bu hayati sıvıdaki bir bozukluk nasıl fark edilir? Yalnızca yorgunluk ya da soluk cilt gibi belirtiler mi yeterli? Haydi, kanın derinliklerine inelim ve bu sorunun cevabını birlikte arayalım. — Kan Bozuklukları: Tanım ve Temel Bilgiler Kan bozuklukları, kanın bileşenlerinden birinin (alyuvar, akyuvar, trombosit) üretimindeki, fonksiyonundaki ya da sayısındaki bozukluklarla ortaya çıkar. Bu bozukluklar, anemiden kanser türlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Örneğin, anemi, alyuvar sayısının azalmasıyla oksijen taşıma kapasitesinin düşmesidir. Lösemi ise anormal beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla karakterize bir kanser türüdür. —…
10 YorumKamu Denetçisi Nasıl Olunur? Bilimin Işığında Adaletin Nabzını Tutmak Bilimsel merakı yüksek biri olarak hep şunu merak etmişimdir: Bir toplumun adalet mekanizması ne kadar karmaşık olursa, denetimi o kadar mı zorlaşır? İşte bu sorunun tam kalbinde “Kamu Denetçisi” kavramı yer alıyor. Diğer adıyla Ombudsman… Bağımsız, tarafsız ve kanıta dayalı bir kamu denetim mekanizmasının en insani yüzü. Peki ama kamu denetçisi nasıl olunur? Bu yazıda, hem bilimsel araştırmaların ışığında hem de sade bir dille adaletin görünmeyen kahramanlarını yakından tanıyacağız. Kamu Denetçisi Nedir? (Bilimsel Tanım ve Tarihsel Arka Plan) Kamu denetçisi, vatandaşların kamu kurumlarıyla yaşadığı sorunlarda aracı ve denetleyici bir rol üstlenen…
10 YorumSadaka kurbanın etini kimler yiyemez? Tarihsel köken, güncel tartışmalar ve pratik ölçüler “Sadaka kurbanı” ifadesi halk arasında çoğu zaman nafile (tatavvu) kurban ya da adak (nezr) kurbanı için kullanılır. Hâlbuki etten kimlerin yeyip yemeyeceği kurbanın türüne göre değişir. Bu yazı, kavramları berraklaştırarak “kimler yiyemez?” sorusunu tarihî arka planı ve çağdaş ilmî tartışmalarla ele alır. Kavramları netleştirelim: Hangi kurbanlardan söz ediyoruz? Nafile/sadaka niyetiyle kesilen kurban: Bayram günleri dışında da Allah rızası için kesilip paylaşılabilen kurbanlardır. Sahibi ve ailesi yiyebilir, kalanını ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Üçte bir paylaşım sünneti bu bağlamda gündeme gelir. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Adak (nezr) kurbanı: Bir adağa bağlanmış kurban. Eti, adağı…
8 YorumToplumsal Bakışın Gölgesinde: Pterjium Ne Zaman Ameliyat Edilmeli? Toplumsal yapıların insan bedenindeki yansımalarını inceleyen bir araştırmacı olarak, sık sık şu soruyla karşılaşırım: “Beden sadece biyolojik bir alan mıdır, yoksa toplumsal deneyimlerin sahnesi mi?” Göz yüzeyinde beliren, halk arasında “gözde et parçası” olarak bilinen pterjium bu soruya çarpıcı bir örnektir. Tıbbi olarak korneaya doğru uzanan zar benzeri bir doku fazlalığıdır; ancak onun hikâyesi sadece tıp kitaplarında değil, aynı zamanda toplumun görünürlük, estetik, işlevsellik ve cinsiyetle ilgili normlarında da yazılıdır. Pterjium’un ne zaman ameliyat edilmesi gerektiği sorusu, aslında insanın bedeniyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi ne zaman “müdahale edilmesi gereken” bir noktaya taşıdığını…
6 YorumBir Antropoloğun Merceğinden: Proximity Anahtarlık Nedir? Bir kültür araştırmacısı olarak yola çıktığınızda, her nesnenin, her davranışın ve her teknolojinin ardında bir hikâye olduğunu fark edersiniz. Proximity anahtarlık, ilk bakışta sadece bir güvenlik aracı, bir erişim kartı gibi görünür. Fakat antropolojik açıdan bakıldığında, bu küçük cihaz modern toplumun ritüellerini, aidiyet duygusunu ve görünmeyen sosyal sınırlarını yansıtan güçlü bir semboldür. Teknolojinin Ritüelleri: Günlük Yaşamın Sessiz Kodları Her toplumun gündelik yaşamında, üyeleri arasında görünmez ama güçlü bağlar oluşturan ritüeller vardır. Geleneksel kültürlerde bu bağlar dini törenler, topluluk yemekleri ya da selamlaşma biçimleriyle kurulurdu. Modern toplumda ise teknolojik ritüeller ön plana çıkar. Ofise girişte…
12 YorumHerkesin içinde söylemek isteyip de diline dolanmış kelimeler vardır. Kimi zaman bir pişmanlık, kimi zaman bir korku… Bazense sadece sessizlik. Bugün sizlerle tam da bu sessizliğin içinde yankılanan bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Belki siz de bir zamanlar “ağzınızdan çıt çıkmayan” bir anı yaşamışsınızdır… Ağzından Çıt Çıkmamak Deyim mi? Sessizliğin Anlattıkları “Ağzından çıt çıkmamak” deyimi, bir kişinin tamamen sessiz kalması, hiçbir şey söylememesi anlamına gelir. Ancak bu deyim sadece kelimelerin eksikliğini değil; bazen duyguların ağırlığını, söylenemeyenlerin yükünü ve kelimelerle taşınamayacak kadar derin hisleri de taşır. Bu deyimi daha iyi anlamak için sizi küçük bir kasabaya, iki farklı insanın yollarının kesiştiği bir…
14 YorumHantallaşmak Ne Demek? Geleceğin Hız Çağında Ağırlıklarımızı Konuşalım Bazen kendi hayatıma bakıyorum ve diyorum ki: “Acaba hantallaşmak sadece bedensel bir yavaşlık mı, yoksa ruhsal bir durgunluk mu?” Bu yazıda birlikte düşüneceğiz. Çünkü “hantallaşmak” kelimesi yalnızca fiziksel bir eylemi değil, çağın ritmine ayak uyduramayan her yapının, her fikrin, her sistemin sessiz çöküşünü anlatıyor. Gelin, hem bugünü hem geleceği konuşalım — biraz stratejiyle, biraz duyguyla, bolca beyin fırtınasıyla. Hantallaşmak: Bir Tanımın Ötesinde, Bir Dönüşüm Alarmı Kelime anlamıyla “hantallaşmak”, çevikliğini, esnekliğini, hızını kaybetmek demektir. Ama çağımızda bu kelime, bireylerden şirketlere, teknolojiden topluma kadar geniş bir metafor haline geldi. Artık “hantallaşmak” dediğimizde, sadece vücudun…
14 YorumMerhaba sevgili okur, bazı konular vardır ki tek bir bakış açısıyla değerlendirmek yeterli olmaz. “Havale nöbeti nedir?” sorusu da bunlardan biri. Bu yazıda sana sadece tıbbi tanımları aktarmak değil, farklı yaklaşımları karşılaştırarak düşünmeye davet etmek istiyorum. Çünkü her birey, yaşadığı deneyimlere ve dünyaya bakışına göre bu tür konulara farklı anlamlar yükler. Kimimiz verilerle düşünür, istatistiklere güveniriz. Kimimiz ise olayların kalplere, ailelere ve toplumlara nasıl dokunduğunu sorgularız. Bu yüzden gel, havale nöbeti konusuna hem objektif hem de duygusal pencerelerden birlikte bakalım. Havale Nöbeti Nedir? Tıbbi açıdan bakıldığında havale nöbeti, beyindeki elektriksel aktivitenin aniden artması sonucu kaslarda kontrolsüz kasılmaların ve bilinç kaybının…
10 Yorum