89 1 Ne Anlama Gelir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme
İstanbul’un hareketli sokaklarında yürürken, toplu taşımada sabahları birbirine sıkışmış insanları gözlemlerken, aklıma gelen ilk şeylerden biri “89 1” gibi günlük hayatta karşılaşılan, ancak çoğu zaman göz ardı edilen sembollerin taşıdığı anlamlar. Bu sayıların ve sembollerin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet konularıyla nasıl kesiştiğine dair düşündüğümde, sokaktaki herkesin farklı bir bakış açısına sahip olduğunu fark ediyorum.
Toplumsal Cinsiyet ve “89 1” İfadesi
“89 1” ifadesi, sokakta gördüğüm bazen küçük, bazen büyük işaretlerden sadece biri olabilir. Ancak bu sembol, toplumsal cinsiyet rollerini ve normlarını yansıtan bir kod gibi düşünülebilir. Bir yanda, toplu taşımada gördüğüm kadınların çoğu, erkeklerden daha fazla yer verildiğini belirtmeye çalışırken, diğer yanda ise, erkeklerin fiziksel gücünü öne çıkaran davranışları, toplumda bu tarz kodların ne kadar yerleşik olduğunu gösteriyor.
Bir sabah metroda, yaşlı bir kadına yer verirken yanımda duran genç adamın davranışını izledim. Adamın verdiği tepki, aslında “89 1” gibi görsel bir referansı, sosyal normları kabul etme biçimiydi. Kadın ve erkek arasında yaşanan küçük ama güçlü bu etkileşim, toplumsal cinsiyet rollerinin, bazen istemsiz bir şekilde de olsa, insanlar tarafından nasıl içselleştirildiğini anlatıyordu. Toplum, bir kadının veya erkeğin, yaşadığı her durumda “ne yapması gerektiğini” büyük ölçüde bu tür kodlarla belirliyor. Ve bu durum, kimse farkında olmasa da, sokaktaki en basit etkileşimlerde bile kendini gösteriyor.
Çeşitlilik: “89 1” ve Farklı Kimlikler
Çeşitlilik, özellikle İstanbul gibi büyük ve kozmopolit bir şehirde, her an karşımıza çıkabilen bir konudur. “89 1” gibi semboller, aslında yalnızca toplumsal cinsiyetle sınırlı kalmaz; etnik kimlik, sınıf, yaş ve cinsel yönelim gibi çok daha derin kimliklerin kesişim noktalarındaki mücadeleleri de kapsar.
Geçen hafta iş yerinde, farklı etnik kökenlerden gelen birkaç kişiyle bir arada çalışıyorduk. “89 1” gibi küçük semboller, yerinden yurdundan olan insanların, diğerlerinden daha az yer bulduğu bu dünyada ne kadar izole olduklarını anlatıyordu. Birinin “89 1” demesi, aslında toplumsal yapının bu çeşitliliği görmezden gelerek herkese eşit fırsatlar sunmayı zorlaştırdığını ima ediyordu.
Günlük yaşamda, sosyal adaletin zorluklarını, bazen bir metroda, bazen de sokakta yürürken fark ediyorum. İnsanların giyimleri, davranışları ve ses tonları, kimliklerinin toplumsal kabul görmekteki zorlukları hakkında çok şey anlatıyor. Kimileri, kimliklerini gizlerken, kimileri dışlanmamak için sadece o sosyal koda uyarak yaşamak zorunda kalıyor. Bu semboller, etrafımızdaki çeşitliliği yansıtan birer aynadır.
Sosyal Adalet: “89 1” ve Eşitlik Arayışı
Sosyal adaletin sağlanabilmesi için, toplumdaki her bireyin eşit fırsatlara sahip olması gerektiğine inanıyorum. Ancak “89 1” gibi semboller ve sayılar, bu fırsatların bazen sadece belirli gruplara sunulduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, bir sabah işyerime giderken, yol boyunca karşılaştığım manzaralardan biri de sokakta yaşamak zorunda kalan bireylerin varlığıydı. Onların yaşam alanları, kısacası hayatta kalma mücadeleleri, “89 1” gibi sembollerle sınırlı kalmıyor. Bu, sadece bir sayı değil, aynı zamanda bu kişilerin daha geniş toplumsal adalet sisteminden nasıl dışlandıklarının bir göstergesi.
Bir grup insanın, başka bir grubun sorunlarıyla empati kurması, sosyal adaletin sağlanabilmesi için kritik öneme sahiptir. Bir kadın, metroda erkeklerin verdiği yerin kıymetini anlamadan, sadece o kadar basit bir davranışı sosyal adaletin sağlanması olarak görürken, diğer bir birey, farkında olmadan birine yardımcı olmanın çok daha derin bir anlam taşıdığını fark edemeyebilir. O yüzden “89 1” gibi semboller, bu eşitsizlikleri bir arada gösteriyor. Kimi insanlar bu sembollerle varlıklarını pekiştirirken, diğerleri, yalnızca “görülmüyor” ve “fark edilmeden” bir hayat sürmek zorunda kalıyorlar.
Günlük Hayatta Sosyal Adaletin Yansıması
Sosyal adalet, çoğu zaman görünmeyen bir mücadeledir. Bu mücadele, gündelik hayatımızda, metroda, okulda, iş yerinde, sokakta sürekli karşımıza çıkar. “89 1” gibi semboller, bir nevi bu mücadelenin her an bir parçasıdır. Gördüğümüz her insan, içsel bir mücadeleye giriyor olabilir ve bu, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve eşitlik taleplerinin her an dile getirilmesidir.
Sonuç olarak, “89 1” gibi semboller, sadece birer sayısal ifade olmanın ötesinde, toplumsal yapıyı ve bireylerin sosyal rollerini şekillendiren birer göstergedir. Bu semboller üzerinden toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramları günlük hayatta daha derinlemesine inceleyebiliriz. İnsanların sokakta, toplu taşımada, iş yerinde gözlemlerken, “89 1” gibi küçük ama güçlü semboller, toplumsal normların, eşitsizliğin ve çeşitliliğin hayatımıza nasıl yansıdığını bir kez daha hatırlatıyor.