Abbasi Halifesi Kimlere Unvan Verdi? – Tarihteki Unvanlar ve Bugünün Gençleri
Hadi şimdi tarihsel bir yolculuğa çıkalım. Ama tabii ki, sıkıcı şekilde değil; bir de İzmirli bir gencin gözüyle. Yani, şu an her şeyi kafasında birleştirip çok ciddi düşündüğümü falan sanıyorsunuz, değil mi? Yok canım, bu yazıda derinlemesine bilgi vermek falan yok. Ama yavaşça, Abbasi Halifesi kimlere unvan verdi? sorusunun cevabını bulacağız. Hem de biraz eğlenerek.
Tarihin En Komik Unvanları
O zamanlar, Abbasi Halifeleri işi o kadar ciddiye alıyormuş ki, insanlar sadece “adım ne olsun?” diye düşünüp, sonra kendilerini zengin hissettikleri unvanlar almışlar. Ama unvanlar öyle böyle değil, neredeyse birer iş kartı gibi. Yani, bir nevi “Beyefendi” ya da “Hanımefendi” değil de, biraz daha özgünlerdi. Şimdi mesela düşün, senin ismini aldığın unvanı sürekli kullanman gerekse ne olurdu? Ne bileyim, “Bütün İzmir’in Esprili Prensi” mi, “Kahve Dükkanının Sultanı” mı? Bu kadar da abartmazsın herhalde, değil mi?
Abbasi Halifesi Kimlere Unvan Verdi?
Biraz tarihsel konuya dönersek, Abbasi Halifesi dönemi oldukça renkli bir dönem. Halifeler, birçok önemli kişiye unvanlar vermişler. Ama bu unvanlar öyle her kafadan bir sesle verilen, “gel, seni de alalım” şeklinde değil. Her şey özenle seçilmiş, insanın insan olma yolunda ilerlemesini sağlayacak türden bir şeyler. Şöyle ki, Abbasi Halifesi kimlere unvan verdi? İşte birkaç örnek:
1. Valiler ve Yönetici Figürleri: Halifeler genellikle yöneticilerine, valilerine unvanlar vererek onları daha da güçlendirmiş. Ama unvanlar o kadar da ciddi değil. Mesela “Emir” unvanını aldıysan, muhtemelen işleri çözen adamdın. Ama bu unvanla gelmek de biraz ciddi bir işti. O yüzden her “Emir” unvanı alan, aslında işin içinde biraz da “ben de bir yere geliyorum” havası taşırmış.
2. Bilim İnsanlarına ve Şairlere: Bak, şairlere ve bilim insanlarına verilen unvanlar ise bambaşka bir şey. “İbn-i Haldun” gibi filozoflar, o dönemin en önemli isimlerindendi. Bu adamlar, bilgiye verdikleri değerle tanınmışlardı. Ama işin komik tarafı, bir şairin ya da filozofun ismini bilmemek, bir anlamda onları “Unvanlarla Anılmayanlar” takımına katmak gibi bir şeydi. Yani, bir şair için “Hayatını yazan kişi” unvanı verilse ne olurdu? Şu an belki ben de aynı unvanı alırım ama tabii ki “çok kafa karıştıran yazı yazan kişi” olarak.
Günümüz Gençliği ve Unvanlar
Şimdi, bu unvanlar bir işe yaramaz mı? O dönemlere göre tabii ki çok önemliymiş, ama günümüzde bir genç olarak, şu dönemde bir unvan almak nasıl olurdu? Kafada bir şeyler canlanıyor değil mi? İşte, halifelerin o kadar ciddiye aldıkları unvanlar, bizde aslında biraz eğlenceli olabilir. Şimdi şöyle bir hayal kur:
Ben: “Beyefendi, unvan almak istiyorum.”
Arkadaşım: “Ne? Sen mi? Hangi unvanı alacaksın?”
Ben: “Tabii ki en meşhur olanı… ‘Çalışma Hayatında Hızla Yokuş Aşağı Giden Adam’.”
Hayır, ciddi düşününce gerçekten de unvanlar ne kadar komik bir hal alırdı, değil mi? Ama bir yandan da “Bu kadar da iyi espri yapıyorsam, bana da bir unvan lazım,” diyorsunuz.
Duygusal Anlamda Bir Unvan
Abbasi Halifesi’nin unvanlar konusundaki düşüncelerini günümüze taşımak gerekirse, benzer bir şekilde bazen hayatımızda bir şeylere unvanlar vermek istiyoruz. Kimisi sosyal medya fenomeni oluyor, kimisi “ben en güzel kahve yaparım” unvanına sahip. Bizimkisi biraz farklı ama. Sadece gülmek değil, hayatta hep bir yerlere gittiğini hissetmek önemli.
İç ses: “Bir unvanın varsa, ‘gülerek her şeyi çözerim’ diyebilirsin.”
Bir Unvanın Gizemi
Unvanlar birer anlam taşıyordu o dönemde. Hani şu an “kendisini ‘başarı’ diye tanımlayan ama bir noktada kaybolan insanlar” gibi. Abbasi Halifesi’nin verdiği unvanlar da aslında biraz böyle. Bazen çok büyük anlamlar taşıyorlar, bazen ise sadece bir kelimeden ibaret kalıyorlar. Ama hepimiz bir şekilde unvanlar almak istiyoruz. Düşünsene, bir gün kendine gerçekten bir unvan veriyorsun: “En Güzel Çalışan” ya da “Sürekli Yürüyüş Yapan Ama Hiçbir Şey Başaramayan”. Zaten öyle değil mi? Kimi insan bu unvanı taşır, kimi de hiç düşünmeden geçer.
Sonuç
Abbasi Halifesi kimlere unvan verdi, diye sormak aslında çok da derin değil. Ama bir unvanın bir insanın kimliğine ne kadar etki ettiğini görmek de gerçekten çok ilginç. Belki de bu yazıdaki esas amaç, hayatın her alanında biraz eğlenmek, espriyle her anı hafifletmekti. Bir yandan “düşünüyorum” diye düşünürken, bir yandan da “her şeyin şaka olduğunu” fark etmek güzel bir duygu.
Ve şu anda bu yazıyı okuyan sen! Belki sen de bir unvan almak istiyorsundur, kim bilir? “Bu yazıyı okuyan kişi” unvanını alabilir misin?